Latince “Male” ve “Prakxis” kelimelerinden türemiş olan malpraktis sözcüğü, “hatalı
uygulama” anlamına gelmektedir. Uygulamada, bir meslek mensubunun görevini yerine getirirken
meydana gelen hatalı, kusurlu hareketleri olarak kullanılmakta olup yalnızca tıp alanına özgü bir
kavram değildir.
Malpraktis sözcüğü, Dünya Tabipler Birliği tarafından “Hekimin tedavi sırasında standart
güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar”
şeklinde tanımlamaktadır. Tıbbi Malpraktis ise tıp mesleği mensuplarının hatalı, kusurlu hareketleri
sonucu ortaya çıkan zararlı durumları ifade etmek için kullanılmaktadır.
Hekimin mesleki sorumluluk sigortasının zorunlu kılınmasının nedeni ilk olarak hekimlerin
mali güçlerini aşan muhtemel tazminat taleplerinden korunmaların suretiyle mesleki faaliyetlerini
daha rahat bir şekilde ifa edebilmelerini sağlamak, ikinci olarak da tıbbi kötü uygulamalar
(malpraktis ) sonucu sağlık durumu kötüleşen, hayatını kaybeden, sakatlanan hasta ve hasta
yakınlarının maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını sağlamaktır.
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 1219 sayılı Tababet ve
Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a 5947 sayılı Kanun ile getirilen Ek Madde 12
hükmü ile hekimler için zorunlu hale getirilmiştir. Bu madde hükmüne göre doktorlar, diş doktorları
ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Türkiye Cumhuriyet sınırları içinde ifa ettikleri
mesleki faaliyetler için mesleki sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır. Bu konuyu düzenleyen
“Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına İlişkin
Usul ve Esaslara Dair 2010/1 sayılı Tebliğ” ve “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali
Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı” 21.07.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak
yürürlüğe girmiş, tebliğin eki olan “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigortası Genel Şartları” ise 28.08.2012 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan değişik şekli ile yeniden
düzenlenmiştir.
Tıbbi Müdahale Nedir?
Tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası, tıbbi müdahalelerden
doğan hukuki sorumluluğu konu edinmektedir. Tıbbi müdahale, “ tıp mesleğini icraya yetkili kişiler
tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili mesleki
yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fiziki ve ruhi
girişim” olarak tanımlanmaktadır.
Tıbbi müdahale kavramı kapsamındaki malpraktis kavramı ise, tıp mesleği mensuplarının,
mesleki faaliyetlerini icra ederken bilgi ve beceri eksikliği ya da ihmal gibi sebeplerle hizmet alan
kişinin sağlığına zarar gelmesini ifade eder.
Tıbbi Kötü Uygulamaya(Malpraktis) İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Sigorta
Ettiren ve Sigortalı Sıfatı Kimdedir?
“Tarife ve Talimat”ın B.1. düzenlemesine göre, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu
Mali Sorumluluk Sigortası kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimler için sigorta ettiren
sıfatıyla kendileri tarafından, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimler için çalıştıkları
kurum tarafından, sözleşmeli aile hekimleri ve mesleklerini serbest olarak icra eden hekimler için
ise kendileri tarafından yaptırılacaktır. 2010/1 satılı Tebliğ’in 3. Maddesi hükmü gereğince kamu
kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimler sigortalarını kendileri yaptıracağından, sigorta primlerini
de kendileri ödeyecek, ödedikleri primlerin yarısını çalıştıkları kurumdan alabilecektir. Özel sağlık
kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimlerin sigorta primleri ise çalıştıkları kurum tarafından
ödenecek, bu primlerin yarısı sigortalıya yansıtılabilecektir.
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nda sigortalı sıfatı,
üçüncü kişilerin tazminat talepleri karşısında malvarlığının pasif kısmında artış meydana
gelebilmesi ihtimaline karşı sigorta teminatı sağlanan kişileri ifade eder. Dolayısıyla kamu veya
özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan doktorlar, diş doktorları ve tıpta uzmanlık mevzuatına
göre uzman olan kişiler bu sigorta kapsamında sigortalı sıfatını haiz olabilir.
Poliçe ile Teminat Altına Alınan Risk Nedir?
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1-
- Maddesi hükmüne göre Hekim Zorunlu Sorumluluk Sigortası sigortalının,“mesleki faaliyeti ifa
ederken, sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki
faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içinde kendisine yapılan tazminat
taleplerine, bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize ve sigortalı aleyhine
ileri sürülen tazminat talebine ilişkin makul giderlere karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde”
teminat altına alır.
Poliçe Teminat Kapsamı Dışında Kalan Haller Nelerdir?
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.3.
maddesine göre,
- Sigortalının, poliçe kapsamında yer alan ve sınırları hukuk kuralları veya etik kurallar ile
tespit edilen mesleki faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri - İnsani görevin yerine getirilmesi hariç, sigortalının, poliçe kapsamındaki kuruluşların
sorumluluk alanı dışındaki faaliyetlerinden kaynaklanan tazminat talepleri - İdarî ve adlî para cezaları dahil her tür ceza ve cezai şartlar
- İlgili mevzuatla belirlenen çerçevede tıbbi mesleki faaliyet gereği yapılanlar hariç her türlü
deneyden kaynaklanan tazminat talepleri tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigorta teminatı kapsamı dışındadır.
Malpraktis Davalarına Bakmakla Görevli Mahkeme Hangisidir?
Hekim sorumluluk sigortasının zorunlu hale getirilmesi ve toplumda tüketici bilincinin
yaygınlaşmasıyla birlikte bu sigortaya ilişkin açılan dava sayısında artış meydana gelmiştir. Bu
bağlamda öne çıkan ilk husus hangi mahkemenin bu davalara bakmakla görevli olduğu hususudur.
Zarara uğrayan kişilerce doğrudan sigortacıya karşı açılan davalara bakmakla görevli mahkeme
konusunda iki görüş mevcuttur. İlk görüşe göre sigortacıdan zararını tazmin etmesini talep eden
kişi bir tüketici olduğundan hekim ile bu kişi arasındaki vekalet sözleşmesi kapsamında kişiye
verilen sağlık hizmeti de bir tüketici işlemi olmaktadır. sigortacı, halefiyet ilkesi gereğince hekimin
sorumluluğunu üstlendiğinden ve hekimin akdi halefi olduğundan, tüketici sıfatını taşıyan zarar
görenlerin sigorta aleyhine açacakları davada
tüketici mahkemesi görevli olacaktır. Ancak bu görüş azınlıktadır ve YARGITAY kararları bu
doğrultuda değildir.
Güncel YARGITAY kararlarına göre zarar gören kişilerin, zorunlu hekim sorumluluk
sigortası kapsamında açacakları davaya bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Nitekim YARGITAY 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/4948 Esas, 2016/5303Karar numaralı ve
11.05.2016 tarihli kararında da bu husus ifade edilmiştir:
“Dava, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı
tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece sigorta sözleşmesinden kaynaklı ilişkinin tüketici işlemi
olduğu ve 6502 sayılı Kanun gereği Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın
usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 4/1(a) maddesinde, “Tarafların tacir
olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanun’da … öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları”
mutlak ticari dava olarak sayılmıştır. Açılan dava, 6102 sayılı TTK’nın 1401 vd. maddelerinde
düzenlenen sigortasözleşmelerinden doğan riziko tazminatı alacağına ilişkin olduğu gibi, davalı
sigorta şirketinin sorumluluğu anılan Kanunun 1473. maddelerinden kaynaklanmakla ihtilafın TTK
hükümleri uygulanmak suretiyle çözülecek olması nedeniyle davaya bakma görevi Asliye Ticaret
Mahkemesi’ne ait olduğu halde yerel mahkemece yanılgılı gerekçeyle davanın görev yönünden
usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.”
Malpraktise İlişkin Sigortalarda Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı Var Mıdır?
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.5.
madde hükmüne göre sigortacı, sigorta ettirene başlıca şu nedenlerle rücu edebilir;
- Mesleki faaliyetin ifası sırasında sigortalı tarafından kasten sebep olunan her tür olay ile
davranışları, - Sigortalı veya çalıştırdığı kişilerin, poliçe kapsamındaki mesleki faaliyeti ifa ederken
alkol, uyuşturucu ya da narkotik maddelerin tesiri altında bulunması sonucunda meydana gelen
olaylar, - Sigortalının talebi üzerine zeyilname yapılması gereken durumlarda sigortalının bu talepte
bulunmaması halinde ödenen tazminatın eksik prim oranına denk gelen kısmı sigortalıya rücu edilir.
Malpraktis Davalarında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Türk Ticaret Kanunu’nun 1482. Madde hükmü gereğince, bu sigorta poliçesi kapsamında
sigortacıya yöneltilecek tazminat talepleri sigorta konusu olayın gerçekleştiği tarihten itibaren on
yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır.
Sigorta sözleşmelerinden doğan tüm talepler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki
yıl ve her halde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına
uğrayacaktır.
Av. Gülcan YILMAZ KAYA